Değerli dostlar,
Yıllar önce 3500 akademisyen “Başörtüsüne Özgürlük Bildirgesi”ne imza atmıştık... Eminim ki hepimiz yine gelse yine imzalarız… Hem de iftiharla… İmza atanlar arasında başı açık akademisyenler de vardı, muhafazakârı da vardı liberali de sosyal demokratı da… Bu süreç sonrasında bazılarımız birileri nazarında açık hedef durumuna geldik... Adımızın başına "bildirgeye imza attı" titri de eklendi...
Elbette çekinmedik...
Kırılmadık... yılmadık...
Ta ki sırtımızdan hançerleninceye kadar canımız acımadı...
Çukurova Üniversitesi'nde başörtüsü bildirgesine imza atan akadmisyenler olarak bizi asıl yaralayan show zamanı geldiğini ya da parti liderlerine dalkavuklukça mesajlar vermesi gerektiğini hissettiğinde, “başörtüsü davası”nı dilinden düşürmeyen, hatta üniversitelerdeki özgürlükçü akademisyenleri bu konuda sessiz kalmakla eleştiren üniversitemiz kökenli bir AK-Parti milletvekilinin, “Başörtüsüne Özgürlük Bildirgesi”ne imza atılmasını yüzümüze karşı “çocukça” diye nitelendirmesi, “Ben olsam imzalamazdım” diyebilmesi oldu.
Bu vesileyle bu hain ve kalitesiz ifadeye cevap vermek istiyoruz:
Bir AK-Parti milletvekili olarak sen imzalamazsan kim imzalayacak. Sen bunu yaparsan, ötekiler ne yapmaz...
Bu insanların oylarıyla seçilmiş bir milletvekili olarak, bildirgeye imza atan 3500 kadar özgürlükçü akademisyenin Cumhuriyet tarihinde ilk kez beyan ettiği özgürlük iradesini hafife almaya senin ne hakkın var...
Kimsin Sen ve Nesin? Kimin adamısın?...
Hainliği ve kalitesiz politika yapma yöntemini, arkadan hançerlemeyi, kirli işlerin işçisi olmayı adet edinmiş bu tür zübükler AK-Parti milletvekili olmaya devam ettikçe üniversitelerdeki başörtüsü sorununun çözülüp çözülemeyeceğinin takdirini de sağduyulu ve samimi dostlara bırakıyoruz...
Bu sağduyulu, haysiyetli ve ihlaslı dostları bu tür zübükleri kınmaya davet ediyoruz.